
Çin halk cumhuriyetinin başkenti Ankara sokaklarındayız..insanlar üzerimize üzerimize geliyor..ve hala korkuyorum bu kadar et yığınından..bu cinin en iyi yanı sokaktayken ünlülerin ki gibi başıma koruma kesilmesi..çekil önümden yahu yokk..pervane oluyor etrafımda başıma bir şey gelmesin diye..iyi de ben ünlü değilim ünsüz ve sıradan bir vatandaşım cinnn…çekillll fenalık geliyor..başkasının cini olacağım diye küsüp uzaklaşmaya başlayınca peşinden koşup arkasından çekiştiriyorum..ve biz böyle çekişeduralım..kuzenin düğünü için haftalardır vitrinleri dolaşmaktan bıkkınlık geldi..malesefdir ki iki metre fistan arıyoruz kendimize. sezon balık pazarı gibi bir canlanmış..yüzüne bakmadığın bir metrelik kumaş parçasını sorduğunda esnaf ağzını 200 den aşağı açmıyor..almazsan birde sana surat yapıyor bizde fiyatı duyunca mağazadan çıkmak için sürat yapıyoruz J O mağaza senin, bu mağaza cinin..deli gibi dolaştık..niyetim bu kez elbise..hiç giymedim çünkü..erkek çocuğu gibi dolaşıyorum .kırk yılda bir peri kızı olmak hakkım sanıyordum..ama esnaf bu hakkı bize tanımıyor..ne lanet bi sezonmuş..herşey güzel, çirkin olan para işte…bu parayı bulan Lidyalıların işi gücü yokmuydu yaa..ellerinde hayvan mı kalmadı değiş tokuş yapacakta gidip metal parçasını bulup icat ettiler..nefret ediyorum Lidya halkından..beni elbisesiz bıraktı..küçük Emrah gibi boynumuzu büküp evimizin yoluna ilerlemeye başladık..arabayı sattığımdan beri burnum çok iyi sürtündü dostlar..otobüs denen canavarla boğuşup başa çıkmak her babayiğidin harcı değilmişş..tamam ne dediğinizi duyuyorum..haklısınız…ama otobüsten nefret ediyorummm..göbüşü boyundan büyük cinle bir yer bulup cihanı alemi seyrederek gidiyoruz..hakkatten her yer park olmuş..ha yapma şelaleleri beğeniyorum bak hakkını yememek lazım..ve al sana trafik..önümüzde yüzlerce araba ve kırmızı fren ışıklarıyla bekleşmeye geçiyoruz..ilkkez araç kullanan sürücüler dikkatimi çekiyor..mübaalasız bir ikisi burnunu karıştırırken, diğeri sigara yakıyor..kadın olan minicik eteğini çekiştiriyor,kendince uzatmaya kararlı..diğeri otobüse dönmüş yüzü, akraba olmuş hallerimize şaşkınca bakıyor sanki hiç otobüse binmemiş..pikniklik alan gözüme çarpıyor ve havayı kaplamış mangal bulutları..çoluk çocuk sesi..et ve balık kokusu birbirine karışmış..olmayan köyümü görmeye hacet yok..benim köyüm ortada..moda oldu kulaklıkla müzik dinlemek..bende fabrika çıkışlıyım..kulaklığın biri bende,diğeri cinde..elfida’yı (anlamı:Arapça feda etmeyi bilmek,çekip gitmeyi bilmek ) dinliyoruz..sözleri içimi burkuyor..ve hüzünlü hikayesi..yüzün geçmişten kalan, aşka tarif yazdıran..bir alaturka hüzün..yüzün kıyıma vuran..anne karnı huzuru,çocukluğumun sesi..senden bana şimdi zamanı sızdıran..elfidaaaa…bir belalı başımsın..elfidaa beni fark etme sakın..omuzumda (omuzunda ‘mı orayı anlayamıyorum) iz bırakmam..yüküm dünyaya yakın..elfidaa..hep aklımda kalacaksın..yüreğimi öyle sızlatıyorki..gözgöze geliyoruz cinle..gözlerim buğulu ve suskun..bana neler hatırlatıyor..hadi diyor kocaman ellerini uzatıp avuçlarının arasında kalan minicik ellerime bakarken; evimize geldiğimizi görüyorum.. Aslında böyle güzel bir cin’e sahip olmak..bütün o hazinelere değer..belki dileklerimi anında kabul etmiyor olsada..ondan öğrendiklerimle dünyanın en zengini sayıyorum kendimi..gülümseyen yüzü, bana bakarken çok mutlu..çünkü gözlerimin mutlu olmasını,tebessüm etmemi herkezden çok, o istiyor..çünkü bu cin en az benim kadar onu çok sevdiğimi biliyor..dilerim sizlerde bir gün böyle güzel bir cine sahip olursunuz...gülümsettiği gibi duyguyu da yaşatmasını biliyor..ve beni sinemaya götüreceğine söz verip günü böyle noktalıyoruz.. |