17 03 2011

gecekondumun ruhu..

Bugün günlerden perşembe...Mart ayının ortalarındayız..Dolunay'ın gerginlik yaşattığı dönemler denilir ve bu dünyayı olduğu kadar insanlarıda çok etkilermiş.. :) kurt adam olmayı istiyorum şuan dişlerimi geçireceğim birilerini gözüme iyice kestirmiş bulunmaktayım..Hadi kus diyorum delirme noktasına geldiğimde benim çenem fena düşer..Dolunayın etkisimidir bilmem..Lamba cininden bir süpürge istedim..Cadılık yapmak istiyorum ama öyle böyle değil..Cinlerim voltran gibi birleştiler..Tepemde dolaşıyorlar..Çok sinirliyim anlaşıldığı üzere..Ve benim sihirli dünyama, yani gecekonduma yansıttığım ilk sinir patlaması..Üzgünüm ama kaderde bu da varmış..Hakkımın % 50 sini kullanıyorum.. Efendim..2004 yılında iyiye yakın olan müdürümüz,yardımcıları,kalifiye elemanları dışkapının mandalı olup paketlenip,dış aktarmalar yoluyla havalanıp,uçup gittiler..Sefere benim gibi mini mini cüceler'le birlikte öteki grup personelleri kalarak devam ettik ..Birgün bir baktık..Keltoş mu keltoş (pardon saç özürlü mü özürlüü) bir adam peydahlanıverdi..dedilerki -bu adam sizin müdürünüz artık..Adama keskin bir bakış fırlattım,tepeden tırnağa bir yoklama çekti iç sesim..tabi bu bakışı kimse fark etmedi.. çingene ve küstah ruhum dediki - bu adam beş para etmez,nasılsa kokusu çıkar..Tabii arkadan bir toplantı tertip edildi..Ses tonu bozumsu olan bu keltoş (aman işte saç özürlü) adam başladı konuşmaya..tanışma faslı geldi,geçti,hesaplara geldi sıra..mizanlar bilançolar gibi gereksiz lüzumsuz ve tanımlarını da,işin kendisi gibi sevmediğim bir yığın zımbırtı kelimelerle nihayete ermiş bulunduğunda adamın tırnakları gözüme çarptı..O ne yaa diyorum içimden oje sürsem man... Devamı

15 03 2011

nükteler-II :)

Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Solaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini söyler ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir. Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Babayı yaka paça huzura getirirler. Sultan: - Bre uğursuz, nabekar! Bugün sabahleyin karşıma çıktın. Bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur. Vurun kellesini... Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son bir dileğini açıklamak için söz alır: - A devletlim siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, benim de bugün ilk gördüğüm sizdiniz ve kellemi kaybediyorum. Söyleyin, uğursuzluk hangimizde!"  ---------*----------*-------------*-----------*------------*--------   Sadrazam Ahmet Vefik Paşa, Bâbıâliye arabası ile görevine gelirken yanına hiç kimseyi almazmış. Bu yüzden kapıdaki görevliler onu tanımadıkları için selam vermezlermiş. Sonunda Sadrazama, arabasının yanına uşaklarından birini aldırmışlar. Bundan sonra Sadrazamın arabasına selâm verilmeye başlanmış. Günün birinde böyle bir selâmlama anında Ahmet Vefik Paşa, yerinden kalkıp uşağa şöyle demiş: "Ne duruyorsun? Bak seni selâmlıyorlar, haydi sende onları selâmlasana."   ... Devamı