20 01 2011

Ben Efendim demiyorum...

18 yıl önce üniversite henüz bitmemişken tam staj döneminde babamın bir arkadaşının muhteşem mekanında işe başladım acemi ve ayak işleriyle..Ayaklarım çok acıdı tabi götür getir benim gibi burnu dik ve havalarda olan idealist ruhların ders alması gerekirdi ve kader çizgim beni nerelere götürecekti bilinmez...İlginç türlü huylarım var.. bazen çok hazır cevap olurken, bazen saflığım tutar donar kalırım karşımdakinin sözlerine ...bu ilginç huylardan biride gazete okuyuşum..önemli konulara şöyle bir göz atarım ama asıl önemli olan gazetelerin orta sayfalarında yer alan Başsağlığı ilanlarına pür dikkat kesilişim..Kim vefat etmiş,kim baş sağlığı dilemiş neden vefat etmiş diye merak eden dik burunlu ruhum bir öğlen yemek sonrası göz kestirir..fakat o gün kader ağlarını örmeye henüz başlamıştır..Tüm cenaze ilanlarına bakarım,ama koccaman bir iş ilanı dikkatimi çeker...Falanca yere şu kadar müdür bu kadar personel..bilmem kaç kadar eleman alınacaktır..aaaaa derim ben burayı bir yerden tanıyorum..Akşama koştur koştur eve gelirim..durumu babama anlatırım..vaktiyle babam ben okurken bir akşam yurtta kaldığım sene telefon açar tabi cep telefonları yok dedim ya..adamcağız uğraşmış,didinmiş düşürmüş..Anons gelir..-koş kül kedisi telefon sana...terliklerimle şakır şakır koştururum..-efendim..-kızım bak benim çalıştığım yere personel alacaklar gel artık okumana gerek kalmadı çokda iyi maaşı var devlet güvencesi altında olacaksın..ben burnu dik havalarda olan idealist aptal ruh..-neee ben memur mu olacağım...Aslaaaaaaa !!!! küstaaahh sersemmm sen kimsinki böbürlenir kendinin daha yükseklere çıkacağını düşünürsün..bir evetle hayat değişecekken bir hayırla başıma geleceklerin hayırlarıyla -olmaz baba ben daha büyük yerlere geleceğim diye inat eder,inatımın başarısıyla telefonu kapatırım..

Hasılı...iş ilanını babama gösteririm sen burayı bilirmisin derim..-kızım bak ben sana bir yıl önce telefon açtım gel şu işe gir dedim girmedin üstelikde bana papuç gibi dilini çıkarıp bir sürü laf saydın..git şimdi kendi işini kendin hallet..--ama baba ben bu semti bilmiyorum nasıl gideceğim..-banane..git bul öğren,gir sınavlarına ama asla benden destek bekleme..ben yokum deyince bütün dünyam yıkıldı..ee haklı...tamam duydum ne dediğinizi anlıyorum..hak ettim..bin türlü debelenmeyle buldum dışkapıyı..bilmeyenler bu semtin ismine çok gülüyorlar -dışkapının mandalı dalgasına..ilk mülakat ben tombiş uzun siyah saçlı şirin surat safça sırasını beklemekte..-gel bakalım kül kedisi sıra senin..bende pek heyecan yok sadece merak...ne soracaklar diye basamaklarla birlikte tırmanmaktayım kocaman bir salona girerim..kocamaaaaann uzunca bir masa etrafına toparlanmış sıralanmış büyük büyük dedeleri görür,içimden gülerim..ee küstahım ya..- bu kocca dedelerin burda ne işi var..adamlar emekliliği geçmiş bunlar mı beni mülakata alacaklar hıhhh :) -adın soyadın..--kül kedisi..-miyavlarmısın hahaaahaaa :)))) yok henüz değil...-nerden mezunsun -erciyesden..yaaaa ....yaaaaa :))) -kimlerdensin :)))))) -yeşil imamlardan ya siz :))) tabi o kadar uzun boylu değil..-hangi bölüm..ne zaman mezun oldun..-ben daha okuyorum..mülakata girmeden kulağıma bir tembih: -kim ne derse sonunda efendim diye bitireceksin...-ben kimseye efendim demem..kimsenin kulu değilim derim..ve hayatımın hiç bir evresinde bilerek kimseye -efendim demedim...Allahın kuluyum,karşımdakide bir kul..niye efendim diyim..ne sebeple...ve bi kaç mülakatın ardından..-seni şimdilik şu kısma alacağız ama ileride terfi ettirip,istediğin yere getireceğiz tamammı...-peki..der çıkarım..işe böyle alındım..ne kolay değilmi..keşke her iş böyle olsa dediğinizi de duyuyorum ama o zamanlar kpss,öys,pss,şusss,busss yoktu..kafa karıştırmadan yormadan zorlamadan,rüşvet olmadan girilirdi işe...her neyse...

İlk yıllar...ben bu işe başlarken göğsümü gere gere söylüyorum işin mutfak kısmından değil tam pislik kısmından yani tuvaletten başladım..ne kadar tuvalet temizlediğimi bilmiyorum ama çok ezildim,çok ağladım,pes ettim-tamam gitmiycem,bırakacağım dediğim vakit..kader bana-gidemezsin kibirli ruh dur bakalım neler göreceksin diyordu...Utanmıyorum evet ben afedersiniz bok temizleyerek başladım..çokda iyi oldu..bana müstehaktı..ezilmeden,öyle masa başı işi şimdiki zamanın gençlerine mahsus..doğru mu...doğru kardeşim..şimdikiler öyle istiyor...mezun ol..hooop masa başı olsun,şu kadar maaş olsun,bu kadar imkanlar olsun.-olduuuuu....kırmızı halıda ister misin kapında...konunun bu kısmı saklı kalsın başka zaman dert edeyim..yıllar yılları kovaladı..orası,burası,şu şube,bu semt derken 18.yılıma girdim..Allahıma sonsuz şükrediyorum..İşsiz olanları,asgari ücretle ev geçindirenleri görüp,düşündükçe şükretmem az kalır..Fakat ömrümden ömür gitti...her yıl bir çok insan çıkarlıdı gözlerimin önünde..ve her yıl biraz daha yontuldu o küstah kendini beğenmiş kül kedisi..gözyaşları,hıçkırıklar,lanet okuyanlar,ayrılığın acısı,beddualar arasında el sallayıp sessizce gidenlerde oldu..her giden yüreğime bir tozlu sayfa bıraktı kendimce..ama kimse bilmedi..başımızın müdürleri geldi..müdürleri geçti..değişenler,kaçanlar,çıkarılanlar ve küçülmeler...her gördüğüm manzara içimde yakamozlar gibi parladı,söndü...şimdiki ben olmaya geldi,ama ben olmadı...olma yolunda devam etmekte..

büyüklerimiz var işimizin..patronlar ekabirler yönetim kurulu üyeleri v.s. v.s.hiç bir zaman haksızlığa tahammülüm olmadı..huzurlarınız beni ilgilendirmiyor diyorum..çünkü alnımın teri ve adam gibi şu zamana kadar gelişimin tek sebebi doğru iş yapışım olmuştur..üç kağtçılığını da bilirim ama bana faydası yok..vicdanım hakimim..asla o azapla yaşayamam...ne yaparsam kendime yapacağımı bildiğim için doğrum neyse öyle oldum,-efendim demediğim gibi...zoruma giden çok şey yaşadım..çok istifa dilekçeleri verdim,çok geri döndü..onlarda isteseler atarlardı benim tavırlarımı çekecek değiller..ama kader diyorum ya...kalmam gerekirmiş..şimdi iş yerim kriz nedeniyle küçülüyor..personel çıkaracaklarını öğrendik..öğrendiğim andan itibaren moralim bozuk..ama belli etmiyorum..işten çıkarılma korkusu hiç duymuyorum..asıl üzüntüm ilk göz ağrısı işim..ben hiç dışarıyı bilmiyorum,esnaf,tüccar,özel sektör adına ne derseniz deyin inanın bilmiyorum..ama hayat çok kurtlar sofrası alış veriş yaptıkça anlıyorum..ben işimi efendice yapıyorum..en son şunu demek istiyorum..geçen hafta beni etkileyen bir durum yaşadım..ofisimize yönetim kurulu üyelerinden biri geldi..bir hışımla girdi içeri..sanki biz sokak köpekleriydik de o da hayvanat bahçesinin sahibiymiş gibi feveylan naralarla girdi oturdu,bağırdı -kapatın tv.-susun-geçin yerinize..ses tonu çok çirkindi..bacak bacak üstüne attı-siz benim kim olduğumu biliyormusunuz..arkadaşlardan birisi-bilmiyoruz ama tanışırız dedi..müşteri zannettik tabi :)) -ben falanca makamda filanca kişi..duydunuzmu benim adımı..ben duydum ama görmedim diyorum içimden şimdi nasılsa görmüş ve görecek olacağız..iş durumlarımızın hiç iyi olmadğını ve bizlerin çalışmadığını söyleyen bu şahıs üslubuyla bizi sinir etmişti ama sessiz durmak gerekirdi..-sennnn..söyle bakıyım adın nee..kaç senedir çalışıyorsun ne iş yapıyorsun..-şu masa sen söyle..-bu söylesin..cümleler çöp kokusu gibi rahatsız ediyor beni...ama burnum sürtüneli uzunca bir zaman oldu..--sus kül kedisi sûkut et diyorum..adam-ben sizin ayağınıza işe gelmeyeceğim..bacaklar sallanıyor o ara devam ediyor..-siz benim ayağıma geleceksiniz..duydunuzmuuuuu !!! karaktersiiizzzzzzzzz....diye içimden bağırıyorum...bu kadarsın işte...bir dolu hakaretlerin ardından girdiği hışımla çıktı gitti..neye uğradığımızı şaşırdık..-efendim demeyişimin nedeni nedir bilir misiniz...-Efendi'lerin olmayışındandır...Bazı insanlarda meslek hastalığı vardır..bu özellikle avukat,savcı,hakim,hastanedeki ayakçılar,müşavirler v.s gibi...kimileri ister ki; karşımdaki gördüğüm gibi küçüktür ve onu küçümsemek aşşağılamak farzdır...ben yalvartmayı severim der..ve bunu yapan yalakalarda çoktur..sesimi çıkarmayışımın nedeni...Efendimi düşündüğümdendi...-sessiz kalmak bir yere kadar diyor içim...ama sen efendi ol...efendini düşün...şimdi işsiz kalsamda sorun değil....adamın biri demişki :  -kariyerimi dinlendiriyorum :)))))) çıkarılmak demek bu olmuş...gülüyorum...Allah herkeze bir makam verebilir bu masanın başı,koltuğu,kapısı olsada..Kader ve benim insanlığım bu...işlerine gelir gelmez ne âlâ...bir kapı kapanır,bir kapı açılır...ama asla siz siz olun...boynunuzu bükmeyin kimseye...ve EFENDİM demeyin Allah kullarına...hele böylelerine...evet bir ruhum daha asi olabilir..efendim demediğim için...ama ben EFENDİM'in kim olduğunu bilirim..sizlerde böyle bilin...iyi geceler dostlar..

46
0
0
Yorum Yaz